Köyden İndim Şehire

Hayatımın hiç bir dönemimde aklımda İstanbul’da yaşamak yoktu. Hatay’da karmaşadan uzak herkesi tanıdığım küçük bir kasabada yaşıyordum. Üniversite bitince tabii artık uçma sırası gelmişti uzaklara. İlk durağım es-es oldu. Dolu dolu 2 sene geçirdim. Orayı sonra anlatırım, sonra askere gittim. Kendime hep şu soruyu sordum. Ben ne istiyorum? İstediğim belliydi ve basitti. Mesleki açıdan doymak. Tabii duygusal sebeplerde var onuda sonra anlatacağım 🙂

Kafaya koymuştum İstanbul’a yerleşecektim. Hayatım boyunca ne istediysem güzel bir plan yapıp uyguladım. Bazen oldu bazen olmadı. İstanbul olmuştu.

Uzun bir iş arama süreci geçirmedim fakat bu kısa sürede İstanbul’daki firmaların bile vizyonlarının ne kadar dar olduğuna şahit oldum. Hepsi için değil tabii. Bazı firmalar çok büyük gözükürken içeride yazılım ve teknolojik olarak enkaz varken bazı firmalar kendi yağında kavrulurken içeride neler neler var.

Ya istiklal ya ölüm!

Kararımı şu şekilde vermem gerekiyordu. Kurumsal bir firmada etliye sütlüye karışmadan daha az sorumluluk alarak ve daha iyi para alarak İstanbul kariyerime başlamak mı? Yoksaaa sanki şirket benim üzerime gibi sabahlara kadar çalışıp 1 sene = 3 sene tecrübe ve bilgiye ulaşmak için kurumsal olmayan bir şirket mi? Tabi ki ne istediğimi biliyordum. İstediğim ikinci seçenekti.

İstanbul, Sen Mi Büyüksün Yoksa, Tamam Sen.

Sonuç olarak 1.5 senelik İstanbul hayatı bana güzel dostluklar ve sağlam bilgiler kattı. Bundan sonra hayatım nereye sürüklenir bilmem. Tek bildiğim içimdeki öğrenme ve yeni bilgiye olan açlığımı bastıracak olgun şartların oluştuğu ortamlar.

Bir Garip Hikaye

Bugün nisan 11 günlerden cumartesi. Uzuuun bir zamandır yazmıyorum. Blogumda genelde mesleğimle ilgili yazılar bulacaksınız. Bugün kendi kendime düşündüm.

Ben ne yapıyorum?

Kendi kendime artık bu blogda böyle küçük yazılar yazmaya karar verdim. Beni anlatan, geleceğe benden bir parça bırakan. (Hosting/Domain Ödendiği Sürece).

Yani bundan sonra yazılım ile ilgili ancak tecrübelerimi anlatırım arkadaşlar. Bu yazıları da orada burada paylaşma niyetim yok. Merak eden girip okuyordur zaten.

İstanbul’da 1.5 sene olacak başlayalı. Bu İstanbul hikayemi yavaş yavaş anlatmak istiyorum. Hayat çok garip gerçekten çok. Eskişehir’de çalışırken sık sık yolculuk yapardık ve bir gün İstanbul’a çalışmaya gelmiştik. Sencer abimle. Sencer abi genelde telefondan arayıp en ünlü mekanları iyi bulur 🙂 Dedi hadi seni bir dönerciye götüreyim. Yaklaşık 15 kilo aldık beraber 😀 Bu arada biz sirkecideyiz yemek yiyeceğimiz yer neresi dersiniz? Beykoz/Bayramoğlu döner…

Neden garip olduğunu bir sonraki yazımda devam edeceğim.

Sevmek, düşünmek ve anlamak.

AGILE & SCRUM İLE UYGULAMA GELİŞTİRME

Herkese merhabalar. Askerden sonra ilk yazımı yazılım firmalarının büyük ölçekli projelerde en popüler kullandığı iş modeli olan Agile (Çevik) ile yapmak istedim. Günümüz projelerde en önemli olan unsur zaman ve ürün. Yaptığınız ürüne ve o ürünü çıkartma zamanınıza bakılıyor. Müşteri odaklı bir iş modeli olan Agile her yönüyle adının altını dolduruyor. Bu yazımda çok terimlere boğmadan açıklamaya çalışacağım. Üniversiteden yeni mezun olmuş mühendislere önerim bu konuyu iyi öğrenmeleri.

Continue reading “AGILE & SCRUM İLE UYGULAMA GELİŞTİRME” »